

HABER MERKEZİ(23.08.2017)-Sınıfsız Toplum İçin Halkın Günlüğü’nün 3.Sayısında yayınlanan ‘’Niteliği geliştirmek yolunda ilerlemek ihtiyaçtır’’ başlıklı makaleyi okurlarımızla paylaşıyoruz.
‘’Niteliğin geliştirilmesi sorunu, ortak kabul gören bir durumdur. İlgili kapsamda niteliğin geliştirilmesi, kadro, üye ve faaliyetçinin nitelik olarak geliştirilmesiyle mümkündür. Mücadeleci veya faaliyetçi bütünde gelişecek nitelik, genel faaliyet ya da çalışmaların daha nitelikli hale gelmesini koşullayacaktır. Söz konusu nitelik veya niteliğin geliştirilmesi sorunu, çalışanların niteliğinin gelişmesi, bu bağlamda çalışmaların niteliğinin gelişmesi ve son tahlilde nitelikli bir örgüt ve mücadelenin gelişmesi tablosunu oluşturur. İhtiyaç olan ve talep edilen örgüt ve mücadele gerçekliği bu zeminde ortaya çıkar.
Lakin bütün bunlar tembel, hantal ve lakayt çalışma tarzlarının geçerli olduğu durumlarda başarılamazlar. Tersine, çalışkan, konuşmadan çok iş yapmaya yönelmiş eylemci bir tarz, dinamizm ve gayretin somut olarak ortaya koyulmasıyla mümkün olur. Bir adım atmayı yeterli görev kabul eden, devrimci görev ve sorumlulukları belli işlerle sınırlayan, dolayısıyla görev ve sorumluluklarını kuşa çeviren, sığ zeminde ele alan, bu halle devrimcilik yapmaya çalışanlar ne kadar iyi niyetli olsalar da keskin ve kızıl sözler etseler de gerçek anlamda iş yapamazlar. Çalışkan olmak iş yapmanın şartıdır. Çalışmada bilinçli ve planlı olmak ise nitelikli iş yapmanın şartıdır. Her durumda iş yapılabilir ama önemli olan nitelikli işler yapmaktır. Bu da niteliğin genel devrimci ölçülerde yaratılması veya edinilmesiyle olanaklıdır. Ki anlamlı olan da nitelikli işler yapmaktır. Bunun yolu niteliği geliştirmekten, nitelik edinmekten geçer. Bugün ihtiyaç olan, nitelik ve nitelikli iş yapılmasıdır. Sıradan olmak sürecin kaldıracağı durum değildir. Kitlelerle birleşmenin, parti ve devrimi ilerletmenin, gerçek devrimci rolün ortaya konulmasının yolu kendimizden başlayan devrimcileşme eylemine samimi olarak girmektir. Aksi durumda dar döngü rutini, kader olarak yakamızı bırakmaz.
Başka bir jargonla; yabancılaşma ve yozlaşmaya meyletmiş, zordan sakınan ama rahata yelken açan, ilerletme ve geliştirme perspektifini yitiren, pasifist edilgenliğin hüküm sürdüğü atmosfere gömülen, idare edici ve mevcut olanla yetinmeyi kanıksayan, düşük devrimci ruh haline sahip ve bu halini sözle örtmeye çalışan çaresiz eğilimle, kaçak güreşe girerek oportünizmi yol eyleyen tavırla, planlı ve bilinçli çalışmadan kaçan, bin bir türlü bahane ve gerekçeyi kılıf edinerek görevlerini savsaklayan, net ve keskin tavra sahip olmayan, nihayetinde devrim ve halk sevgisinde bencilleşerek direksiyonu kendisinden yana kıvırmış olan, devrimci dinamizmini kaybetmiş olan, pazarlıklar yapıp şartlar öne sürerek durumunu kotarmaya çalışan, cüretini yitirip korku ya da bencil kaygıya esir düşen bir duruş ya da realiteyle durum ilerletilemez, devrimci rol sergilenemez, parti ve devrim ilerletilemez.
Devrim ciddi ve ağır bedelleri olan bir iştir!
Bir oyun oynanmadığını, bilakis ciddi bir sorumluluk taşıyarak devrim gibi ciddi bir işe gönüllü olduğumuz bilinmek ve unutulmamak durumundadır. Bunun ağır bedellere mal olduğu ve ancak ağır bedeller pahasına yürütülmesi gerektiği bilinci, her faaliyetçi ve her devrimcide net olmalıdır. Devrimde samimi ve bilinçli olmak, özveri ve cürete sahip olmak, kararlı ve planlı hareket etmek, bu hedefler doğrultusunda pratikte bulunmayı esas hale getirmek gerekmektedir. Her devrimcinin böyle şekillenmesi ilk şarttır. Bu şartı yerine getirmek zor değil, netlik gerektirir. Bu netlikle, zayıflıkların aşılması, devrim yolunda ilerlenilmesi kaçınılmazdır. Sınıf çelişkileri, toplumsal şartlar devrimin gelişmesi için elverişlidir. Bizlerin de görev ve sorumluluklarımızda doğru çizgiyi yakalayarak ilerlememiz, uğruna bedeller ödediğimiz devrimin, ulaşılmaz olmadığını gösterecektir. Bedeller ödemekten sakınmadığımız halde ve ağır bedeller ödediğimiz halde, daha bilinçli bir çalışma yönelimiyle ödediğimiz bedellerin karşılığını toplama imkanımızı neden göz ardı ettiğimiz anlaşılamaz bir durumdur.
Tüzük zemininden bahsetmiyoruz, ideolojik-siyasi durumdan bahsediyoruz; parti üyeleri aşağıda açacağımız somut yönelim ve görevleri yerine getirmekle yükümlüdürler. Nitelikli örgüt ve mücadelenin yakalanması, kadro, üye ve faaliyetçilerin, bilinçli ve planlı bir yönelimle, eğitim çalışmalarına önem vererek ilgili niteliği edinmek için sıkı bir çalışma ve çabaya girmelerini gerektirir. Bundan hareketle diyebiliriz ki, zayıflıklarımızın tersinde bulunan ve tamamen mümkün olan yukarıdaki tablonun çizilmesinde ilk adım ve ilk halka kadro, üye ve her düzeyden faaliyetçilerin nitelik konusunda eğitimden geçmesi veya kendilerini eğiterek hedeflenen niteliği kazanmalarıdır.
Köhnemiş ve kokuşmuş olan bir sistemle, bir sınıf ve onun iktidarıyla karşı karşıyayız. Kendimizi devrimci bilinç ve pratikle donattığımızda bu kokuşmuş sınıfları ve düzenlerini yerle bir edecek üstün bir dinamiğe ve şansa sahibiz. Her tarafı kan, katliam ve yalan kokan, talan ve sömürüye oturan, zulüm ve baskıya sığınan, zor hüneri ve esasta da kitleleri aldatarak ayakta kalan kitlelerin bir numaralı düşmanı olan bir iktidar, bir devler ve bunlara sahip sınıflarla mücadele etmekteyiz.
Düzenin siyasi teşhirini, gerektiği kadar yoğunlaşmış bir çaba, çalışma ve örgütlenmeyle yürüttüğümüzde, bütün bu çalışmalarımızı pratiğe döktüğümüzde; düşmanın kitleleri manipüle edip aldatarak peşine takmasını engelleyebiliriz. Devrimci eylemimizle bu düzenin ne kadar kof ve kitlelerin ne kadar güçlü olduğunu gösterebiliriz. Eğer, bu doğru değil ve abartıysa, o zaman devrim ve devrimi gerçekleştirme iddiası yalandır. Ama bizce bu durum, tamamen gerçektir! Gerici sınıfları teşhir ederek gerçek yüzlerini halk kitlelerine göstermek mümkündür. Dolayısıyla, kitlelerin güvenebileceği alternatif sınıf gücü ve birliğini oluşturmayı başarabilir, kitleleri düzenden koparabiliriz. İşte bu doğruyu kanıtlamak ve bu gerçeğe ulaşmak için, görev ve sorumluluklarımızı netlikle ortaya koyup, bunlar temelinde kendimizi, örgütümüzü geliştirip ilerletme konusunda gerekli çaba ve çalışmayı samimi, bilinçli ve planlı bir yönelimle ortaya koymamız gerekmektedir. Eksik olan budur, yerine getirilmesi ve üzerinde durulması gereken de budur. Dahası, bu tamamen mümkündür. Gerçekleşmiş devrimler tarihine baktığımızda bunu görürüz. Yaşanan devrimler bunu doğrular. O halde gerçekleştirilmiş olanı ve gerçekleştirilmesi mümkün olanı bizler neden gerçekleştiremeyelim? Gerçekleştirebiliriz! Daha fazla çaba, daha bilinçli ve planlı bir çalışma, daha özverili ve cüretli bir şekillenme, daha nitelikli bir devrimci kişilikle daha nitelikli bir örgütün yaratılmasıyla, bu tamamen mümkündür. Daha geri toplumsal aşamalarda yaşayan devrimci sınıflar bunu başardı. Bir dizi devrimler gerçekleştirildi, sınıf mücadeleleri devasa toplumsal ilerlemeler sağladı. Şimdi bunların büyük tecrübe ve birikimlerine sahibiz. Bilimsel teorimiz, ideolojimiz, siyaset, düşünce ve yeteneklerimiz daha gelişkin ve avantajlı durumdadır. Demek eksik olan bizler, bizlerin yönelim ve davranışı ya da tutumudur.
Köhnemiş gerici sistemi yıkmak için elzem olan devrimci çizgi ve proleter devrimci örgüttür!


Ve yeniden başa döneriz ki, bütün bunlar için yarım yamalak değil, eğreti ve elastiki değil, aşınmış ve yabancılaşmış değil, körelmiş ve pasifleşmiş değil, tembel ve yorgun değil, hantal ve edilgen değil; parlak ve dinamik, çalışkan ve atak, bilinçli ve planlı, fedakar ve cüretkar, yaratıcı ve geliştirici, gelişen ve geliştiren, eylemci ve devrimci, net ve keskin bir devrimci kişiliğin ve çalışmanın ortaya koyulması şarttır. Tayin edici olan bilinçli insanın müdahalesi, devrimci irade, eylem ve rolüdür.
Çizgileşmek şarttır. Net ve kararlı olmak kadar, doğrultusunda ısrarlı ve sistematik yürümenin kendisidir çizgileşmek. Çizgileşmeden çizgi arayışına girmek savrulma yoludur. Çizgileşmemiş kişilik her gördüğünden, her okuduğundan, her söylenenden etkilenerek rotasını şaşırmaktan kurtulamaz. Çizgileşmek devrimde, devrimcilikte ve bunların gereklerini yerine getirmekte net olmaktır. Çizgileşmek niteliktir. Nitelik olmadan savrulmak kaderdir. Nitelik olmadan gelişmek, değişmek ve değiştirmek hayaldir.
Dünya kana boğulurken, felaketlere sürüklenirken, bebekler açlıktan ölüme mahkûm edilip gerici savaşlarda acımasızca yok edilirken, insanlık gerici hegemonya ve barbarlıklar uğruna yok edilirken, somutumuzdaki gericilik en vahşi saldırı ve katliamlarla zulüm edip en ağır baskılarla toplumu ezip köleleştirirken, bunlara dur demek için yola çıkmış devrimci ve komünistlerin vasat çalışma ve mücadelesi kabul edilemez. Varsın “üstün beyinler büyük işlerle” uğraşa dursunlar, biz devrimci ve komünistlerin pratik görevlerimizi yerine getirmekte kaybedecek bir anlık bile zamanı yoktur. Dünyayı kurtaracak olan üretenler ve emek verenlerdir; bunların devrimci eylemidir’’



