Tertip Komitesi tarafından yapılan yazılı açıklamayla, Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya’nın katledilişinin 53. yılında 16 Mayıs 2026 tarihinde Almanya’nın Ludwigshafen şehrinde düzenlenecek anma gecesine çağrı yapıldı. Açıklamada emperyalizme, faşizme ve kapitalist sömürü düzenine karşı mücadele vurgusu öne çıktı; işçiler, emekçiler, gençler, kadınlar ve tüm ezilen kesimler anma etkinliğine davet edildi.
Yapılan açıklamada, İbrahim Kaypakkaya’nın komünist hareket içerisindeki tarihsel rolüne, teori ve pratik bütünlüğüne, devrim ve sosyalizm mücadelesine bıraktığı mirasa dikkat çekildi. Açıklamada ayrıca kapitalizmin, emperyalist savaşların ve faşizmin yarattığı yıkıma karşı mücadelenin zorunluluğu vurgulandı.
Tertip Komitesi imzasıyla yayımlanan açıklamanın tamamı şu şekilde:
“İşçiler, emekçiler yoldaşlar,
Servetlerini yoksulların emeği, ölüm kusan işgal savaşları, çocukların gözyaşıyla büyütenler, acıyı ticarete ve politikaya dönüştürenler mutlaka tarih önünde yargılanıp hesap verecektir. Açgözlü, doyumsuz kapitalistler iyi bilmelidir ki çocukların gözyaşları ağırdır. Hiçbir zulüm düzeni bunu kaldıramaz. Soygun ve hegemonya felsefesine, zulüm politikalarına son verildikçe sömürü ve haksız savaşlar son bulup acı ve gözyaşı dinecektir.
Komünist Önder Kaypakkaya yoldaş, yaşamı boyunca değerli şeyler yapıp geride doğru anlaşılıp uygulanması gereken büyük bir komünist miras bıraktı. O, komünizmin evrensel ideolojisini ve teorisini referans alarak onu somut koşullarımıza birleştirdi. Bu sentezleri “somut koşulların somut tahlili” ilkesine uygun olarak ülke devrimine uyarlayan Kaypakkaya yoldaş, kılavuz edindiği Bilimsel Sosyalizm Teorisini coğrafyamızda devrimci sınıf hareketi yelpazesinde temsil ederek önder bir rol oynadı. Bundan dolayıdır ki sınıf düşmanlarının tüm inkâr ve yok sayma çabalarına karşın önder yoldaşın komünist fikirlerini ve sevgisini bizlerden söküp alamadı. Onun teori-pratik bütünlüğü içerisinde yaşamsallaştırdığı komünist görüşleri, Demokratik Halk Devrimi, sosyalizm ve komünizm mücadelesinde işçilerin ve emekçilerin elinde yenilmez bir miras olarak yol gösterdi/göstermeye devam ediyor.
Önder yoldaş kısa yaşamı boyunca gerçeğin gözünün içine bakmaktan korkmadı. Gerçekle yalanı ayırt ederek kimsenin cesaret edemediği konulara dokunarak sermayenin ve faşizmin tüm kutsallarını yerle bir etti. Son nefesine dek yalan ve zulüm dünyasına karşı direndi. Direnmekten ve savaşmaktan vazgeçildiğinde en büyük kaybın bu olacağını bizlere öğretti ve bunu yaşamıyla gösterdi. Ve yine öğretti ki özgürlüğün en büyük düşmanı halinden memnun olmaktır. Eğer özgürlük istemi için büyük savaşılmadığında, kaybettiklerimiz için ağlamanın anlamsız olacağını öğretti.
Devrim ve sosyalizm için mücadelede istemenin yetmediğini; ona kararlılıkla inanmak ve tüm benliğimizle sınıf savaşımının denizine atılmak gerektiğini öğretti. En zor koşullarda bile gerçekleri savunmaktan ve özgürlüğü haykırmaktan, bu uğurda mücadele etmekten asla geri durmadı. Önce halkına, sonra vicdanına hesap vermeyi bizlere öğretti. Gerçek devrimciliğin bu olduğunu ve bu uğurda en değerli varlığı olan yaşamını feda etmekten bir an olsun tereddüt etmedi. Derin sömürünün, dizginsiz zulmün yaşandığı; demokrasinin, hukuk ve adaletin kırıntılarının bile bırakılmadığı ülkede özgürlük ve kurtuluş fikrine bütün benliğiyle sarılarak devrim bayrağını yükseltti. Bu iddianın işçilerin, emekçilerin ellerinde bayraklaşması için elinden gelen tüm çabayı ortaya koydu. Önder yoldaş, en ileri bilincin ve en ileri direnişin manifestosunu yazarak günümüze dek yürünecek yolu bizlere gösterip nasıl yürünmesi gerektiğini öğretti.
Sömürü ve zulümden daha büyük kötülük yoktur. İnsanların açlık ve umutsuzlukla terbiye edilmesinden daha büyük suç yoktur. Kötülükler ve suçlar sistemi olan kapitalizm, dünyayı ve ülkemizi sonu gelmez bir uçurumun dibine, karanlığa ve haksız savaşlara doğru sürüklüyor. Bugün haksızlık ve adaletsizliklerin en fazla örgütlenip cezasız kalarak halklara, insanlığa meydan okuduğu günleri yaşıyoruz. Paranın ve iktidarın gücüyle haklı olmaya çalışanlar, haklı olan halkları suçlu ilan edip boyun eğdirmeye, köleleştirmeye çalışıyorlar. Bunun için dünden ve her zamandan daha fazla önder yoldaş İbrahim Kaypakkaya’nın devrimci görüşlerine sarılıp, devrim ve sosyalizm bayrağı altında örgütlenmekten başka bir kurtuluş yolu yoktur.
İşçiler, gençler, kadınlar, Kürtler, Aleviler, tüm ezilenler dünden daha fazla itiraz ve retlerini yükselterek sömürü ve zulüm dünyasına meydan okuyor. Güçlü olanın haklı olmadığı, haklının mutlaka kazanacağı mücadele sonlanmayacak ve bizler bu mücadelenin en ön safında olmaya devam edeceğiz. Bizler, faşizmin tankından, topundan, savaş uçaklarından, adalet saraylarından daha BÜYÜĞÜZ. Bizler, burjuvalardan ve ölümden daha BÜYÜĞÜZ. Çünkü biz halkız! Biz haklıyız ve meşruyuz. Tarihin doğru tarafında en yüksek yerde durarak emekten, özgürlükten, haklıdan yana mücadeleyi sürdürmeye devam ediyoruz.
Amacının yüceliğiyle büyüyen, her şeyi büyük bir tutkuyla yapan; bedeni toprakta olsa bile düşünceleri ayakta olan önder yoldaş, yaşamını gözden çıkarıp tüm varlığını özgürlüğe adadığı için unutulmaz oldu. Ve biz bugün cellatların arasında, güneş ışığından daha özgür olan önderimizi bir kez daha halkımızla, yoldaşlarımızla birlikte anmanın onurunu taşıyor ve yaşıyoruz.
Ve siz emekçileri, dostları ve yoldaşlarımızı düzenleyeceğimiz İbrahim Kaypakkaya yoldaşı anma etkinliğine davet ediyoruz.”






