24 Ağustos’ta Hollanda’nın Rotterdam kentinde yaşamını yitiren Maoist Komünist Parti (MKP) kadrolarından Haydar Kutan (Kazım Cihan), Rotterdam’da düzenlenen uğurlama töreninin ardından 47 yıl sonra Dersim’e getirildi. Kutan, Dersim Cemevi’nde düzenlenen törenin ardından vasiyeti doğrultusunda 17 Haziran 2005’te Mercan Vadisi’nde ölümsüzleşen 17’lerin yanında toprağa verildi.
Maoist Komünist Parti (MKP) kadrolarından Haydar Kutan (Kazım Cihan), 24 Ağustos 2026’da Hollanda’nın Rotterdam kentinde yaşamını yitirdi. Kutan için 29 Ağustos’ta Rotterdam’da anma ve uğurlama töreni düzenlendi. Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen yüzlerce devrimci, demokrat, dostu ve yoldaşı törene katıldı.
Tören, tertip komitesinin çağrısıyla Haydar Kutan ve devrim ve sosyalizm mücadelesinde ölümsüzleşenler için yapılan saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşunun ardından Kutan’ın naaşı tören alanına getirildi.
MKP’den Kutan’ın mücadele yaşamına ilişkin sunum
Törende MKP temsilcisi tarafından Haydar Kutan’ın mücadele yaşamı ve örgüte yaptığı katkılara ilişkin sunum gerçekleştirildi. Kutan’ın uzun yıllara yayılan örgütlü mücadele yaşamına, MKP’nin ideolojik gelişimine yaptığı katkılara ve özellikle MKP Birinci Kongresi dönemindeki teorik tartışmalardaki rolüne değinildi.
Kutan’ın yalnızca örgütlü mücadele içerisinde yer almakla kalmadığı, örgütlü yaşam anlayışını hayatının farklı alanlarına taşımaya çalıştığı ifade edildi. Halk kitleleri başta olmak üzere devrimci ve demokratik kamuoyunda taşıdığı yere de dikkat çekildi.
Aile adına Kutan’ın oğlu Tufan ile Haydar Bertal konuşma yaptı. Bertal, konuşmasında Kutan’ın ailesinin tarihine ve dedesinin Dersim’de uğradığı zulme değinirken, Dersim’de yaşanan tarihsel kırılmanın Kutan’ın devrimci yönelişindeki etkisine dikkat çekti.
Törende Kutan’ın yürüttüğü siyasal faaliyetlerden çeşitli görsellerin yer aldığı sinevizyon gösterimi de gerçekleştirildi. Gösterimde Kutan’ın devrimci teori ve tarihe ilişkin değerlendirmelerinin yanı sıra katıldığı panel, seminer ve çeşitli programlardan görüntüler paylaşıldı. MKP gerillalarına askeri alanda verdiği teorik eğitim çalışmalarına ilişkin görüntüler de gösterildi.
Kaypakkaya geleneğine vurgu
Törende TKP-ML Avrupa Komitesi adına yapılan konuşmada Kutan’ın uzun yıllara yayılan devrimci mücadele yaşamına ve Kaypakkaya geleneği içerisindeki yerine değinildi.
Kutan’ın 1987 yılına kadar TKP-ML saflarında faaliyet yürüttüğü, çeşitli görüş ayrılıkları ve başka nedenlerle partiden ayrıldığı aktarıldı. 1992’de parti güçlerinin birliğini savunan isimlerden biri olduğu, 1994’teki ayrılığın ardından ise MKP’nin görüşlerini kendisine daha yakın görerek bu örgütün saflarında yer aldığı belirtildi. Kutan’ın sağlık koşulları elverdiği sürece MKP içerisinde farklı düzeylerde sorumluluk üstlendiği ve yaşamını yitirdiğinde MKP onur üyesi olduğu ifade edildi.
Konuşmada Kutan’ın farklı siyasal değerlendirmelere sahip olsa da okumaktan, öğrenmekten ve üretmekten vazgeçmediği belirtildi. Kutan’ın katıldığı panel ve seminerlerde devrim ve sosyalizm propagandası yaptığı, Kürt ulusunun demokratik ve sosyalist bir ülkede birlikte yaşamını savunduğu ve anti-faşist, anti-emperyalist çizgide uluslararası Maoist güçlerin birliğini savunduğu aktarıldı.
Kutan’ın TKP-ML ile MKP arasındaki eylem birliklerine ve ortak çalışmalara önem verdiği belirtilirken, 2016’da Kandil’de Halkların Birleşik Devrim Hareketi (HBDH) protokolünün imzalanmasının ardından yaşanan bir anıya da yer verildi. Kutan’ın, Kaypakkaya geleneğinin farklı temsilcilerinin bir arada bulunmasından duyduğu memnuniyeti ifade ettiği aktarıldı.
“1976 sonrası Maoist çizginin savunucularından biriydi”
Yeni Komünizm Kolektifi adına yapılan konuşmada ise Kutan’ın devrimci teorik mücadeledeki ısrarına dikkat çekildi.
1976’da Çin’de gerçekleşen darbenin ardından uluslararası komünist harekette yaşanan yönelimsizlik ve moral bozukluğu ile Mao karşıtı güçlerin saldırılarının anlatıldığı konuşmada, bu atmosferden Türkiye-Kuzey Kürdistan’daki Maoist güçlerin de etkilendiği belirtildi. Kutan’ın bu dönemde Mao’nun çizgisini savunan devrimcilerden biri olduğu ifade edildi.
Kutan’ın devrimci teoriyi yalnızca geçmişin birikimi olarak ele almadığı; araştıran, tartışan, öğrenen ve üretmeye devam eden bir çizgi izlediği kaydedildi.
Devrimci dayanışma ve ortak mücadele vurgusu
Partizan adına yapılan konuşmada Kutan’ın Avrupa’daki devrimci mücadeleye ve göçmen işçi ve emekçilerin örgütlenmesine yaptığı katkılara değinildi. Avrupa’da farklı alanlarda yürüttüğü faaliyetler, devrimci fikirlerin yaygınlaştırılması ve farklı devrimci güçlerle kurduğu ilişkiler üzerinden yaptığı çalışmalar aktarıldı.
ADEF adına yapılan konuşmada ise Kutan’ın mücadele yaşamındaki yeri, polemik, teori ve pratik arasındaki ilişkiye verdiği önem ile Dersim meselesi üzerine yaptığı çalışmalar ele alındı.
MLKP adına yapılan değerlendirmede de devrimci dayanışma, devrim ve sosyalizm mücadelesinin sürekliliğine vurgu yapılarak Kutan’ın bu mücadele içerisindeki yerine dikkat çekildi.
Konuşmaların ardından törene katılanlar Enternasyonal Marşı’nı hep birlikte okudu. Rotterdam’daki uğurlama töreninin ardından Kutan’ın naaşı, 47 yıldır gidemediği Dersim’e gönderildi.
47 yıl sonra Dersim’e getirildi
Haydar Kutan’ın naaşı Elazığ Havalimanı’nda karşılandıktan sonra Dersim’e götürüldü. Kutan’ın naaşı, ilk olarak 1990 yılında Düzgün Baba’da yaşamını yitiren Hüseyin Demir’in (Weso) ve annesinin mezarlarının bulunduğu Pulebargi’ye götürüldü. Burada gerçekleştirilen törenin ardından Kutan’ın naaşı Dersim Cemevi’ne getirildi.
Dersim Cemevi’nde düzenlenen uğurlama törenine Kutan’ın ailesi, yoldaşları, kurum temsilcileri ve Türkiye/Kuzey Kürdistan’ın farklı bölgelerinden gelen devrimciler katıldı.
Törende Haydar Kutan’ın mücadele yaşamına ilişkin konuşmalar yapılırken, Avrupa’daki yoldaşları tarafından gönderilen bir metin okundu.
Dersim Cemevi’ndeki törenin ardından Haydar Kutan, vasiyeti doğrultusunda 17 Haziran 2005’te Dersim Mercan Vadisi’nde yaşamını yitiren 17’lerin yanında toprağa verildi.






