Yaklaşan NATO Zirvesi’ne ilişkin yazılı bir açıklama yapan DKP/Birlik, DKP/BÖG, MKP, MLKP, TKEP/L ve TKP-ML, “Emperyalizm ve onun savaş aygıtı NATO’ya karşı ayağa kalkalım, savaşalım, kazanalım. Ankara sokaklarını NATO’cu güçlere dar edelim” dedi.

DKP/Birlik, DKP/BÖG, MKP, MLKP, TKEP/L ve TKP-ML, 7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi’ne ilişkin “Emperyalizm ve Onun Savaş Aygıtı NATO’ya Karşı Ayağa Kalkalım, Savaşalım, Kazanalım!” başlıklı yazılı açıklama yaptı.

Açıklamanın tamamı şu şekilde:

“Karşı devrim cephesine ve Alman faşizmine karşı 2. Emperyalist Paylaşım Savaşı’ndan zaferle çıkan Sovyetler Birliği, Kızıl Ordu, Sovyet halkları, işçiler ve emekçiler, emperyalist kapitalist devletlere tarihi bir yenilgi yaşattı. Dünyanın her bir köşesinde Sovyetler Birliği’nin kazandığı bu zafer sonrası kapitalist dünya için “sosyalizm tehlikesi” somut bir durum olarak ortaya çıktı. Ezilen uluslar, sömürge devletler, işçiler-emekçiler, kadınlar ve gençler; egemenlere, diktatörlüklere, emperyalistlere karşı savaş açtı. Nasırlı ellerinde Kızıl Bayrağı taşıyan devrimciler, komünistler, yurtseverler işgalcilerin, sömürgecilerin, emperyalistlerin kalelerini birer birer zapt etti; iktidarlarını devirdi; özgürlük ve sosyalizm mücadelesinin zaferlerine yeni halkalar ekledi. Dünya nüfusunun üçte biri kapitalist sistemden koptu ve özgürleşti. Emperyalist kapitalizm için ölüm çanları çalmaya başladı. Emperyalist tekelci burjuvazi bir kâbusun içinde buldu kendisini.

Dünyayı yeniden paylaşmak isteyen, dönemin emperyalist güçlerinden Hitler Almanya’sı, Sovyetler Birliği karşısında diz çökmüş; Fransa, ekonomik ve askeri olarak gücünü kaybetmiş; İngiltere, ağır darbeler almış; Japonya, teslim olmuştu. İngiltere ve Fransa, sömürge alanlarının bir kısmını bağımsızlık mücadelesi veren halklar karşısında kaybetmiş, buraların bir kısmı da ABD’nin etki alanına geçmişti. Emperyalist ABD ise, İngiltere ve Fransa’ya göre iki dünya savaşında da yıpranmadan çıkmış ve İngiliz emperyalizminin yerini almaya başlamıştı.

Emperyalist kampın lideri haline gelen ABD, 2. Emperyalist Paylaşım Savaşı biter bitmez Sovyetler Birliği’ni düşman ilan etti ve “soğuk savaş” dönemi başladı. Dönemin ABD başkanı Truman, kendi adıyla anılan doktrini 1947 yılında ilan etti. Truman Doktrini’nin özünü; Sovyetler Birliği, sosyalizm, komünizm ve ulusal kurtuluş mücadelesi düşmanlığı oluşturuyordu.

ABD emperyalizmi, Sovyetler Birliği’ni kuşatma, sosyalizmin etkisini zayıflatma, ulusal kurtuluş mücadelelerini ezme ve dünyadaki tüm antifaşist, antiemperyalist, antisömürgeci mücadele odaklarını yenilgiye uğratmak, yeni pazar ve sömürge alanları elde etmek için harekete geçti. 18 Eylül 1947’de ise ABD, karşı devrim merkezi olan CIA’yı kurdu.  Yine bu temelde 4 Nisan 1949’da başını ABD emperyalizminin çektiği ve 12 ülkenin bir araya gelmesiyle (ABD, İngiltere, Fransa, Hollanda, Belçika, Kanada, İtalya, Portekiz, Danimarka, Norveç, İzlanda, Lüksemburg) Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) kuruldu. ABD-NATO ve CIA işbirliğiyle sayısız suikastlar, katliamlar, komplolar, darbeler, işgaller yaptılar; komünizm karşıtı örgütler, işkence merkezleri, kontrgerilla örgütleri oluşturuldu. Gladio adıyla her bir NATO ülkesinde bu karşıdevrimci örgütenme ağı örgütlendirildi. Ve oluşturulan bu kontrgerilla örgütler aracılığıyla devrimciler, komünistler, sanatçılar, sendikacılar, bilim insanları, aydınlar, antiemperyalistler düşmanlaştırıldı ve “cadı avları” ile binlerce kişi tutuklandı; işkencelerden geçirildi ve  katledildi. Kurulduğu günden bugüne NATO, dünya emekçi halklarına karşı yürütülen en acımasız zulüm politikalarının, işkencelerin, katliamların, cuntaların, kısacası tüm karşı-devrim faaliyetlerinin planlayıcısı, uygulayıcısı ve denetleyicisi olarak emperyalistlerin en güvendiği vazgeçilmez kurumu olarak rol oynamıştır.

Hiçbir emperyalist kurum, insanların belleğinde bu kadar çok ölümle, kanla, katliamla birlikte anılmamıştır. NATO adının geçtiği her yerde, mutlaka emperyalist tekellerin önünü düzleyen, bir başka deyişle emekçi halklara kan ve zulüm getiren olaylar yaşanmıştır; tıpkı bugün dünyanın her bir yanını mezbahaya çevirdikleri gibi…

İşçiler, emekçiler ve dünyanın ezilen-sömürülen halkları!

NATO, emperyalist kapitalist düzenin karşı devrimci savaş aygıtıdır. Dün de halk düşmanıydı bugün de aynı rolünü sürdürüyor.  NATO, başını ABD emperyalizminin çektiği kampın terör merkezidir. Emperyalist tekellerin çıkarları doğrultusunda Ortadoğu’yu, Balkanlar’ı, Kafkasya’yı, Avrupa’yı kan gölüne çevirmeye devam ediyor. Dünyanın her bir köşesindeki direniş merkezlerine karşı katliamcı, soykırımcı savaşlar yürütüyor. Siyonist İsrail’in Filistin/Gazze ve Lübnan’da 7 Ekim 2023’ten beri uyguladığı soykırım savaşı NATO’dan beslenmektedir. Türkiye dahil tüm NATO bileşenleri, İsrail’in uyguladığı soykırımın suç ortaklarıdırlar. AKP-MHP’nin dümende olduğu TC burjuvazisi de, İsrail ile yaptığı ticaret vesilesiyle, Gazze ve Lübnan’daki soykırıma suç ortağı olmuştur. NATO’ya karşı devrimci bir mücadele vermek demek, emperyalizmin Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu’daki varlığına karşı savaşım vermektir. 

7-8 Temmuz 2026 tarihinde NATO toplantısı bir kez daha Türkiye’de gerçekleştirilecek. Bir kez daha dünya halklarına, işçi ve emekçilere, kan ve zulüm yaşatacak kararlar almak için toplanıyorlar… Dünya ezilen halklarına yeni bir dünya savaşını yaşatmak için Türkiye’de buluşuyorlar. Emperyalistlerin ve uşaklarının bu kirli politikalarını boşa çıkarmak için; Denizlerden, Mahirlerden, İbrahim Kaypakkayalardan, Mazlum Doğanlardan devraldığımız antiemperyalist, antifaşist, antişoven ve antiataerki mücadele bayrağını yükselterek, Ankara sokaklarını NATO’cu güçlere dar edelim. Tıpkı 2004 yılında devrimci güçlerin NATO toplantısını engellemek için her türlü mücadele araç ve biçimlerini kullandıkları gibi; her türlü mücadele araç ve biçimini devreye koyarak antiemperyalist, antifaşist mücadeleyi yükseltelim. Tüm işçi ve emekçileri, ezilen halkları, gerici ve emperyalist savaş örgütü NATO’ya karşı, özgürlük ve sosyalizm için mücadeleye çağırıyoruz!”

Önceki İçerikKomünist Güzergahta Yürüyen Mercan Direniş Bölüğüne Sözümüz Var!
Sonraki İçerikMKP’den NATO Zirvesi öncesi açıklama: NATO’ya karşı güçlü protestolar örgütlemek tarihsel bir sorumluluktur