Diktatörlüğün saldırıları/Derya İshak

Kanunların günlük olarak değiştiği, muhalefeti ezmek ve engellemek için günlük kararnamelerin çıktığı, kayyuma da kayyum atandığı bir devlet yapısı ile karşı karşıyayız. Mal, mülk, sermaye giderek dar bir çevrede merkezileştirilmekte, sömürü-talan yeni gasp yollarıyla meşrulaştırılmak istenmektedir

HABER MERKEZİ (08.09.2017)- 15 Temmuz darbesiyle bütünleşen Erdoğan’ın başında bulunduğu darbeci iktidar, bölgeyi uzun bir zamandır Olağanüstü Hal ve Kanun Hükmünde Kararnamelerle yönetiyor. Tek parti iktidarı darbe süreci ile pekiştirilmiş durumda. Ne kanun ne “adalet” ne de buna ilişkin kurumsal yapılar var. Eskide var olan bu kurumsal yapılar kuşkusuz egemen sınıflar için bir anlam ifade ediyordu. Buna rağmen ezilen kesim ve bu kesimlerin özneleri bu kurumsal yapılardan ve aralarındaki dengelerden yararlanma olanakları vardı. Bugün hem egemen kesimlerin bir bölümüne hem de ezilen kesimlere bu olanak bir bütün olarak kapatılmıştır. Diktatörlük tek parti ve tek bir kişinin çevresinde birleşmiş bir kesimin diktatörlüğüne dönüşmüştür. Diktatörlüğün bu biçimle devam edip edemeyeceği birçok faktöre bağlıdır.

Kanunların günlük olarak değiştiği, muhalefeti ezmek ve engellemek için günlük kararnamelerin çıktığı, kayyuma da kayyum atandığı bir devlet yapısı ile karşı karşıyayız. Mal, mülk, sermaye giderek dar bir çevrede merkezileştirilmekte, sömürü-talan yeni gasp yollarıyla meşrulaştırılmak istenmektedir.

Gasp ve hırsızlıkla temelini oluşturan Türk burjuvazisi bugün de aynı yöntemle yeni büyük bir burjuva kesim yaratmıştır. Bu kesim hırsızlıkta sınır tanımamakta, çala çala harisliğini giderememektedir.

 Hırsızlık yapmayan, halka dayanan, halkla birlikte yöneten, gelir gider ve tüm çalışmaları halka açık ve şeffaf olan yerel yönetimler bu haris kesimlerin gözüne batmaktadır. Bu kesimlerin değişmeyen amentüsü çalıp çırpmak üzerine kurulmuştur. Dolayısıyla halkın seçtiği ve hilesiz hurdasız halkla beraber yürüyen yapı ve belediyeler hedef haline getirilmektedir.

Kürt illerinde HDP’li belediyelere kayyum atanmış, halkın istemleri ve çıkarları dışında bir belediyecilik yapılmaktadır. Belediye çalışanları işinden edilmekte yerine yandaş kesimler yerleştirilmektedir. Birçok kamu emekçisi gibi bu alanlarda da büyük bir kesim işinden edilmiş yandaş kesimlere kadro açılmıştır.

Halka dayanan ve küçük imkânlarını halka seferber eden belediyeler baskı, ceza ve tehditlerle terbiye edilmek istenmektedir. Bunlardan bir tanesi de Dersim’in Ovacık Belediyesi olmuştur. Bütün batık, hırsız belediyelerin yanında halka dönük olumlu çalışmalar yapan Ovacık Belediyesi kamuoyunda önemli bir sempati ve takdir toplamıştır. Normalde tüm belediyelerin yapması gereken bir şeyi yapmıştır Ovacık Belediyesi. Ama belediyeler büyük bir vurgun ve rant kapısına dönüştürülmüştür. Dersim merkez belediye kayyum ile yönetilmektedir. Ovacık ve Mazgirt Belediyeleri tüm kuşatılmışlık ve imkânsızlıklara rağmen, küçük hatta olmayan olanaklarla halka hizmet etmenin, yaşamı değiştirip geliştirmenin faaliyeti içindedirler. Bölge ve olanak dâhilinde önemli hizmetler yapan bu belediyeler diğer bölge belediyeleri gibi baskı altına alınmakta ve sınırlanmak istenmektedir.

Dersim’de kısa aralıklarla gözaltı ve tutuklama terörü furyası yaşanmaktadır. “Teröre karşı mücadele” bahanesi ile terör estirilerek bir korku imparatorluğu yaratılmak istenmektedir. Bu korku imparatorluğu ile halka baskı yapılmakta ve halktan yana olan kesimler yalnızlaştırılmak istenmektedir. Bölgede huzur olduğu zaman geri dönüşler yoğunlaşmakta, üretim vb. zorunlu faaliyetler insani yaşamı geliştirmektedir. Devlet bu gelişmenin önünde engel olmak istemektedir. En son Ovacık Belediyesi çalışanı ve danışmanın da aralarında bulunduğu SMF üye ve taraftarı birçok yoldaşımız çeşitli bahanelerle gözaltına alınarak tutuklanmıştır.

Tutuklamalara cevabımız bölge ve belediyelerle dayanışma olmalıdır. Devlet rantçı hırsız belediyelere karşı halkçı ve halkla birlikte yöneten belediyelerin olumlu bir örnek olarak gelişmesini yaygınlaşmasını istemiyor. Bize düşen görev bu olumlu örnekleri çoğaltmak ve yeni derler ışığında geliştirmektir.

Önceki İçerikKabına sığmayan komünist önder: Baba Erdoğan!
Sonraki İçerikFerman buyurmuşsa beyler-sultanlar katlimize, dövüşmek düşer bize!/Aycan Solmaz