Siyasi partilerin en geniş ve en genel gücü kitlelerle bağları ve onlar içindeki örgütlülüğü ile ölçülür, son tahlilde ideolojik-siyasi etki altına aldığı örgütlü-örgütsüz kitle tabanında nüfuza dönüşerek bu tabanı harekete geçirme kabiliyetinde karşılık bulur. Bu kapsamdaki potansiyel yayvan, esnek ve dolaylı örgütlülüğe denk gelir. Bu potansiyel güç kimi siyasal süreç ve siyasi kampanyalarda daha yüksek ölçüde harekete geçirilebilse de bu hareket ve katılımları tam anlamıyla istikrarlı değil, şartlı ve değişkendir. Siyasi partinin (örgütsel-siyasi vb. açıdan) içinde bulunduğu durum, devrimci hareket-dalga, toplumdaki siyasal süreç ve yaşanan şartlar, bahis konusu geniş tabanın politik faaliyetlere iştirakını lehte ya da aleyhte etkileyip inişli, çıkışlı seyreder. Kimi şartlarda geniş kitle tabanıyla kenetlenip harekete geçerken, kimi şartlarda ise tamamen anlaşılır olarak daha sönük bir eğilim içine girer/girebilir. Politik hareket ve sürecin yükselmesi veya geri düşüşü doğrudan bunda etkili olur. Lakin böyle de olsa, o siyasal süreç, o kampanya dönemleri ve belli tarihsel gün-anlarda ilgili tabanın seferber olması veya edilmesi büyük bir avantaj ve katıksız bir moral kaynağıdır. Aidiyet bağının kopmaması önemlidir; bu, mücadelenin keskinleştiği anlarda saflara büyük akınların olmasına katıksız biçim de yansır ya da bir vesile olur. Devrimci kavga birleştirir. Devrimcilik ve dostluk zor anlarda sınanır, dayanışma kültürü ve bilinciyle paylaşılır… Nitekim, “Bu çelik aldığı suyu unutmayacak!”tır.

Geniş kitlelerden ve onlar içinde örgütlenmekten ve onlarla bağlardan bahsederken, kuşkusuz ki işçi sınıfını taca atmıyor, bilakis dahil alıyoruz. Ancak yüksek teknolojiyle tanışıp buluşan toplumlarda işçi sınıfının sınırları giderek ve hatta belirgin biçimde daralıyor, özellikle niceliği gözle görülür biçimde daralma eğilimine giriyor süreç olarak. Kimi sektörlerde de olsa bu durum giderek yaşama ve iş yaşamına spesifik biçimde yansıyor. Buna karşın hizmet sektörü, teknolojinin gadrine uğrasa da basbayağı göbeklenip genişlemiş, büyük bir alanı işgal etmektedir. Özcesi, bir geçiş sürecinden söz etmek yanlış olmaz. Kapısı aralanmış olan ilgili sürece rağmen, mevcut durumda işçi sınıfının tarihsel rol ve sınıf niteliğini koruduğu su götürmez gerçektir. Fakat gelişmelere tabi durumun tartışmaya muhtaç olduğu aşikardır.

İşçi sınıfının hayati olan özel örgütlenmesine gereken değeri vermek kaydıyla, genel sınıf örgütlenmesi bağlamında bütün sınıf bileşenleri yelpazesi içinde örgütlenmek, proletaryanın önderliği ve devrimin müttefiklerini birleştirerek seferber etme açısından devrimci kaçınılmazlıktır. Bu, aynı zamanda ortak sınıf çıkarlarının koşulladığı devrimin çıkarları ve devrimin dostlarıyla düşmanlarını doğru tayin etme/ayırma ilkesi bakımından da bir zorunluluktur.

Devrim, müttefiki olan tüm devrimci sınıf güçlerine ihtiyaç duyar. Bu bağlamda, proleter sınıfa has sıkı devrimci örgütlenme ile geniş devrimci sınıf güçlerine özgü geniş ve nispeten esnek, demokratik bir örgütlenmeye gitmek üzere iki biçimde örgütlenip, en geniş toplumsal kitleleri kucaklama perspektifiyle hareket etmek şarttır.

İşçi Sınıfının Burjuvaziye Karşı Biricik Silahı Ait Olduğu Sınıfın Partisidir

En geniş, en yaygın ve esnek-demokratik örgütlenme olup, aynı zamanda en stratejik güç de olan sınıfa dayalı geniş kitle örgütlenmesi ve bu kitleleri kucaklamış olan örgütlenme en büyük kuvvettir. Ancak büyük kuvvet olan bu geniş kitleler kendiliğinden doğrudan devrimci sonuçlara ulaşmazlar. Kendiliğindenci hareket/güç sönümlenmeye aday güçtür; bilimsel teori-pratik ve devrimci önderlikten yoksun her güç nitel olarak koftur. O halde bu büyük kuvvetin açığa çıkarılıp dinamize edilmesi için, bu kuvvetin örgütlenmesi ilk şartken, bu potansiyelin belli bir program ve bu programın ideolojik-siyasal hedefleri, bu hedeflere bağlı görevlerin gerçekleştirilmesi temelinde saptanmış bir plan doğrultusunda harekete geçirilmesi şart olup büyük önem taşır. Bu, siyasi partinin rolü, görevi ve sorumluluğu olarak değer kazanır; siyasi partinin varlığına ihtiyaç duyar. Geniş ve büyük gücün merkezi plan ve görev temelinde harekete geçirilmesi, merkezi yapı ve kararlar doğrultusunda etkinliğe dökülmesiyle eştir. Dağınık çalışma ve düzensiz etkinlikler yerine, istikrarlı, sistematik ve planlı bir çalışma hayata geçirmek için siyasi parti yaşamsal önem taşır. Geniş kitleleri ve görece atıl güçleri harekete geçiren rol ve yetenek siyasi partiye aittir. Siyasi parti olmadan bu gücün doğru seferber edilmesi neredeyse olanaksızdır. Bundandır ki, işçi sınıfının burjuvaziye karşı mücadelede örgütten başka silahı yoktur denmiştir. O halde, bu örgütün, yani siyasi partinin irade-eylem birliği temelinde, sıkı-sağlam, disiplinli, ilkeli, demokratik ve merkeziyetçi normlara uygun kurumsallaşması ve bilimsel teori-pratiğe göre örgütlenmesi elzem ve yaşamsaldır.

İrade-eylem birliğinin tezahürü olan merkezi irade örgüttür, örgüte denktir. Bu örgüt, alttan seçimler yoluyla demokratik tarzda merkezileşir. Merkezi önderlik tarafından alta doğru yapılan (üstten yapılan) atamalar yoluyla merkezi yapıya bağlı örgüt şeması oluşur. İdeolojik-siyasi perspektifte anlam kazanmış demokratik-merkeziyetçi yapı, bu yapı altında tesis edilmiş olan kurumsallaşma, tüzüksel kurallarla tanımlanmış örgütsel hiyerarşi ve bütün bunların devrimci strateji ve taktiklerle tahkim edilip devrimci görevler icra etmesi devrimci yürüyüşün temelidir…

Sınıf Mücadelesinin Lokomotifi Komünist Kadrolardır

Önderlik fonksiyonu her zaman tayin edici rol olarak hedeflenen ya da planlanan muhtelif siyasi sürece damga vuran stratejik faktörlerdendir. Önderlik kurumu olmaksızın örgütlenmenin, örgütsel çalışma ve siyasi faaliyetlerin belirlenmiş görev ve amaçlar çerçevesinde merkezi plan-programa bağlı olarak yürütülmesi sağlanamaz. O halde merkezi önderliğin veya önderlik kurumunun sağlam teşkilatlanması temel halkalardan biri olarak zorunludur. Bunun için yeterli ve yetkin kadro bileşenine gereksinim vardır.

Bu kadrolara ya da yeterli nicelik ve nitelikte kadroya sahip olmayan bir siyasi parti/örgütün başarılı bir mücadele sürecini geliştirip yönetmesi mümkün olmaz. Aynı biçimde bu siyasi parti süreklilik kazanmış bir mücadele pratiği de ortaya koyamaz. Tek tek eylem, etkinliklerde bulunabilir, fakat bu eylem ve etkinlik çizgisini kesintisiz mücadele pratiğiyle sürdürüp süreklilik kazandıramazsa, tutarlı bir mücadele pratiği ortaya koyamaz, başarı ve ciddi kazanımlar elde edemez. Gerek parti-örgütün kurumsal ve birleşik merkezi yapı devamlılığı ve gerekse de mücadele çizgisinin süreklilik kazanması için gerekli, yeterli ve yetkin kadroya kesinlikle ihtiyaç vardır…

Siyasi partilerin iradesini oluşturmakla birlikte, siyasi faaliyetleri dahilindeki tüm çalışmaları esasta üyeleri tarafından temsil edilir. Ancak bu görevlerin yürütülmesi alttan üste kadar tüm kadro, aktivist ve örgütlü faaliyetçinin görev alanıdır. Kadro sadece unvan-etiket sahibi ya da örgütsel konum olarak merkezi organlarda örgütlü olanlardan ibaret değildir. Partili ve partisiz kadrolar olmakla birlikte, yürütülen görev ve çalışmalarda bu sıfatları belirleyici değildir. Çoğu zaman partili kadrolardan daha çok, aktivist ve partisiz kadroların daha fazla iş yaptığı söylenir. Bu, belli bir doğruyu ifade eder/edebilir. Kısacası, devrimci görev ve çalışmaların yürütülmesi örgütsel konumla doğrudan alakalı değildir. Elbette örgütlü-üye kadrolar bu çalışma ve görevlerin yürütülmesinde birinci dereceden sorumludur. Genel olarak da partili kadrolar objektif açıdan daha fazla çalışır, çalışabilir. Ancak bu partisiz kadroların az çalıştığı, önemli görevler yürütmediği anlamına asla gelmez… Her dönemin tayin edici öğesi kadrodur. Siyasi partinin niteliğini, faaliyetlerini ve başarı-başarısızlıklarını da kadro belirler. Bu kadro, olağan koşullarda partili kadrodur ama partisiz kadro da tayin edici rol sergiler, sergileyebilir. Önemli olan kadronun partili kimliği değil, taşınan kadro nitelikleri, yürütülen çalışmalar ve sergilenen pratiktir. Unutmamak gerekir ki, küçükten büyüğe bir dizi eylem, etkinlik ve çalışma bizzat partili olmayan militan yoldaşlar ve kadrolar tarafından yürütülür, gerçekleştirilir. Nitelikli örgüt kadrolarla, kadro niteliğiyle temsil edilir…

Peki parti ve devrim için tayin edici olan kadronun asgari nitelikleri nedir, ne olmalıdır? Bu soruya yanıt verirken, günümüz ve özgülümüzün kadro tipinden yola çıkarak (ve bu kadro tipiyle olağan kadro tipini kıyaslayarak) başlamak daha somut, faydalı ve daha açıklayıcı olacaktır…

Öncelikle her siyasi süreç, stratejik-taktik dönem ve tarihsel şartların kendine özgü kadro tipinin olduğu/olacağını ve bu koşulların kadro niteliğinde belli değişkenlikler yarattığı, öyle ya da böyle kadroya nüfuz ettiğini/edeceğini söyleyelim. Dolayısıyla, kadroların şekillenmesinde genel ve özel şartların belli düzeyde etki gösterdiğinin altını çizmekte yarar var. Zira kadro da olsa, şartlardan muaf kalan, tüm şartlara kayıtsız kalarak geçirimsiz bir zırha sahip olan granitten hiçbir organizma yoktur. İnsan eksenli tüm ilişki süreçleri, bu ilişkileri düzenleyen hukuksal düzen, sınıflar arası etkileşim, ideoloji siyasi-örgütsel şartlar ve daha fazlası, kadroların biçimlenmesine sirayet ederek niteliğinde etkide bulunur. Fakat bu durum kadroların şartlara teslim olmasını, esen rüzgarın yönüne eğilmesini ve devrimci bilinçleriyle devrim perspektiften kopmalarını haklamaz, parti görev ve sorumluluklarını bir kenara bırakmaları anlamına gelmez. Bilakis, kadro en zor şartta ayakları üzerinde durmak, yolunu tayin etmek ve devrime bağlı kalarak mücadele pratiğinde sebat etmesini gerektirir vb. vs…

İdeal Ya Da İdeale Yakın Kadro Nitelikleri

Kaba ya da genel-geçer hatlarıyla ideal kadro klasiği nedir; kadro asgari normlarda nasıl olmalı veya hangi özellikler taşımalıdır? Buna özet yanıtlar vererek başlayalım. Geçmeden parantez açalım ki, yukarıda işaret ettiğimiz şartların kadrolar üzerinde bıraktığı belli düzeydeki etkiyi dikkate alıp anlayarak bu realiteye uygun çerçevede günümüz kadrosunu tartışacağız. Önce genel kabul gören ideal kadro niteliklerine bakarak kadro niteliklerini sıralayalım…

Kadro parti ve devrimin, dolayısıyla proletarya ve devrimci halk kitlelerinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutan, kişisel yaşamını davaya adayan, bencillik ve bireycilikten köklü olarak kopan, kolektivizm-dayanışma-paylaşım kültürünü temsil edendir…

Kadro bir anlamda siyasettir; o, yol açan, yol gösteren ve yol yürüyendir. Devrime bağlı devrimci görevlere göre konumlanmak, sarsılmaz bir iradeyle ileri çıkmak, siyaset üretmek ve pratikleştirmekle mükelleftir ki, bu pozisyonunu her şartta korumak durumundadır. Kadro tökezler, geriler ve çökerse onu takip eden militanlar sarsılır, karamsarlığa düşer, çürüme büyür…

Kadro, sorun ve zorluklara göğüs geren, çözüm üretendir. Sorun yaratan unsur değil, sorunu gideren fonksiyondur. Bundandır ki, kadro ideolojik-siyasi-örgütsel açıdan donanımlı, araştırıp inceleyen, zengin birikim ve tecrübeye sahip olmak durumundadır.

Kadro fonksiyonu itibarıyla önderliktir. Örgütü temsil eden özelliğiyle örgütün kitleler karşısındaki aynasıdır. Yaşamı, davranışı ve tüm yaşamıyla nitelikli bir örnektir. Halkın kültürü, yaşam tarzı ve değerlerine saygılı olduğu kadar, mütevazı bir kişiliktir.

Kadro, Kadın sorununda, erkek egemen sistemin gerici/kadın düşmanı kültür, zihniyet ve bunu taşıyan her türden geri anlayış ve yaklaşıma karşı amansızca mücadele eden, ulusal sorun, ezilen inançlar ve baskılara uğrayan LGBTİ+ sorununda aynı duyarlılık çerçevesinde mücadele kararlılığı gösteren aydın bir kişiliktir.

Kadro, ideolojik-siyasi eleştiride açık, etkin ve dürüst olup, partiye dönük dışardan gelen eleştiriler karşısında liberalizme düşmeden partiyi savunup koruyan, parti disiplin ve ilkelerine bağlılık gösterendir.

Kadro, her türden tembellik, hantallık ve kendiliğindencilikten uzak, bilinçli hareket eden, çalışkan, özverili, alçakgönüllü, kibirden uzak kişiliktir.

Kadro çok yönlü, yetenekli, üretken ve yaratıcıdır; donanmış, birikimli, kafası açık sağlam bir irade portresidir. Gelişmeye açık, değişimi gören ve gelişmeler karşısında hızlı refleks gösteren, eğip bükmeden net ve kararlı tavır alandır.

Kadro, parti ve devrimin manivelası, mücadele yürüyüşünün yıkılmaz basamağı ve çetinlikleri aşmak için ileri atılmış adımdır… O, gerici düzenle bağlarını koparan, her türden gericiliğe karşı açılmış karalı bir mücadele, uzlaşmaz bir direniş ve inmez bir savaş bayrağıdır…

Kadronun önceliği devrim ve parti görevlerinin yürütülmesi olmalıdır. Bu kadro, devrim perspektifli siyasi mücadelede tereddütsüz, hesapsız ve net olmak, devrimciliği yaşam tarzı ve kültürü olarak egemen kılmak durumundadır. Klasiktir ki, kadro tam zamanlı olarak devrim için çalışan profesyonel devrimcidir…

İdeal kadro tablosunu genel hatlarıyla çizdikten sonra, sıra özgülümüzdeki kadro durumuna göz atıp, iki durum arasındaki farkı görerek, işaret edeceğimiz bu objektif farkı kapatmaya dönük hangi adımların atılması gerektiğini anlayarak önümüze görev koyalım. Kendimizi sarsarak zayıflıklarımızdan kurtulmak ve yeni kadro profiliyle çevremizde yaratacağımız saygınlıkla başarılara yürüyelim. Aksi halde tartışmanın gereği yoktur, pratiğe yansıtılmadan bu tartışmaların bir değeri de olmaz…

Günümüz Ya Da Özgülümüz Kadro Durumu

Bu özgüldeki kadro durumunu aktarmak zor değil, kolay olacaktır. Üstte verdiğimiz ideal kadro durumuyla tam bir benzerlik kurmak zor olduğu gibi, kıyas yapmak da isabetli olmaz. Zira her durum bir ve aynı değil, her dönemin şartları farklı farklıdır. Bugün tasfiyecilik çok ağır yüklenmiş, devrimci hareketi ve tabiatıyla devrimci kadroları da özellikle örgütsel bakımdan güdükleştirmiştir. Cılız olan devrimci hareket şartlarında güçlü kadro tipinin ciddi ölçüde tırpanlanıp azaldığı açıktır. Bu şartlarda ideal kadro tipinin de nicel bakımdan giderek cılızlaştığını söylemek haksızlık olmaz. Dolayısıyla özgülümüz kadrosuna dönük özellik dizimi yapmadan, belli başlı/temel eksikliklerine dikkat çekmekle yetineceğiz. Ki bu eksikliklerin giderilmesi bile çok ciddi bir gelişmeye vesile olabilecek önemdedir…

Kadro sorununda yaşanan temel problemlerin başında profesyonellikte yaşanan gerileme, aşınma veya profesyonel devrimciliğe karşı yaşanan yabancılaşma durumu gelmektedir. Ki, bu hal son derece güçlü ve yaygın bir realitedir… Bu, özel ve kişisel yaşama adaptasyonun derinleşilmesi biçiminde vücut bulurken, zamanın çoğu da bu özel alana harcanmakta, kullanılmaktadır. Devamen, devrimci faaliyet ve görevlere harcanan zaman da son derece azalmakta, özel yaşam vb. arta kalan fazla zaman devrimci görev ve çalışmalara ayrılmaktadır. Yani devrimci faaliyetin yürütülmesi, kurulan özel yaşam çarkına harcanan zamandan sonrasına kalan boş zaman olarak kullanılmaktadır! Evet, devrimci bir kadro, bir parti üyesi, ancak boş kalan zamanda devrimci çalışmalar yürütüyor! Bu, fiilen devrimciliğin boş zamanı değerlendirme aracına dönüştüğü/dönüştürüldüğü anlamına gelir… Oysa, bir parti üyesi ve bir parti kadrosu esasta partiye tabidir. Parti disiplini karşısında kesin bağımlılığı vardır. Parti ve devrimin çalışmalarını yürütmekle mükelleftir. Boş zamanını değil, tam zamanını devrimci faaliyet ve görevlerin yürütülmesine ayırmak durumundadır… Kuşkusuz ki, özel ve kişisel yaşamı tamamen yok sayamayız. Aile yaşamı, iş-çalışma yaşamı vb. şartları kesin biçimde ortadan kaldırmıyoruz vb. vs… ancak, bir PÜ ve kadro için zamanın ve uğraşın esası parti ve devrim görevlerine ayırmak durumundadır. Özel yaşamdan arta kalan zamanda devrimcilik yapmak değil, devrimcilik yapmaktan arta kalan zamanda özel yaşamı sürdürmek gerekmektedir…

İdeolojik-siyasi-teorik olarak kendini geliştirme, araştırma ve incelemeler yapma, parti ve devrim sorunlarını çözme/çözmeye kafa yorma, yaşanan sorunları dert edinerek sorunların giderilmesine dönük çaba sarfetme vb. vs. gibi bir dizi meselede partili kadrolar ne yazık ki edilgen ve yetersiz kalmaktadır… Mücadele pratiğine girme, mücadeleyi geliştirmek için somut çalışmalar yürütme, bedel ödemeyi göze alma, partiye dışarıdan gelen saldırılar karşısında savunma ve bulunduğu alanda partiyi temsil etme, parti faaliyetlerini geliştirerek ileri taşıma, iş yapma vb. vs. konularında da zayıf bir duruş gösterilmektedir…

Hiç şüphesiz ki, canla-başla çalışan, emek veren, çabalayan ve faaliyet sürdüren partili kadro ve partisiz kadro aktivistin olduğu inkar edilemez. Ancak genel ekseriyet açısından kadrolarda saydığımız ve saymadığımız ciddi aşınmalar ve sorunlar vardır. Bunların aşılmasına dönük iradenin ortaya koyulması yaşamsaldır. Yapılması gereken ideal kadro nitelikleriyle ilgili sıraladıklarımıza göz atılarak her kadronun kendisini ölçmesi, samimiyetle dersler çıkarıp kendisine müdahale etme iradesini büyük bir özveriyle yaşama geçirmelidir…

Önceki İçerikMevcut Durumda Devrimi İlerletmenin Politik Yönelimi Nasıl Olmalıdır
Sonraki İçerikGazetemiz Halkın Günlüğü’nün 53. sayısı çıktı